Mülkiyet sahibi olmak, hem hukukta hem de ekonomide temel bir kavramdır. Sahip olan kişi, malı üzerinde tam yetkiye sahiptir; ister satabilir, ister bağışlayabilir, isterse miras bırakabilir. Özel mülkiyetin kökenleri, tarımın başlaması ve ilk şehirlerin kurulmasıyla birlikte beş bin yıl öncesine kadar uzanır.

Günümüzde hem bireyler hem de kurumlar mülk sahibi olabilir. Birçok ülkede, özellikle arsa ve gayrimenkul gibi taşınmazların mülkiyeti resmi kayıtlara geçirilir. Bu da mülk sahibinin haklarının korunmasını sağlar. İlginç bir şekilde, bazı toplumlarda bireysel mülkiyetten çok ortak mülkiyet ön plandaydı. Örneğin, Kızılderili kabilelerinde ve eski Çin topluluklarında, ortak kullanım kişisel sahiplikten daha değerliydi. Bu durum, mülkiyet kavramının kültürlere ve dönemlere göre değişebileceğini gösterir. Ancak, mülk sahibinin rolü her zaman malın yönetimi ve kontrolünde merkezi bir öneme sahiptir.