Siyah beyaz sinemanın en ikonik figürlerinden biri olan Charlie Chaplin, şapkasını hafifçe yana eğişi, bastonuyla yaptığı zarif hareketler ve asla unutulmaz bıyığıyla sinema tarihine damgasını vurdu. Chaplin’in “Şarlo” karakteri, 20. yüzyılın başlarında sessiz filmlerin küresel yıldızı olmasının yanı sıra, dönemin sosyal ve politik eleştirilerini de zekice mizahıyla perdeye taşıdı. İlginç bir detay ise, Chaplin’in bir “Charlie Chaplin benzerleri” yarışmasına katılıp üçüncü olmasıdır. Jürinin gerçek Chaplin’i tanıyamaması, onun ne kadar evrensel bir simgeye dönüştüğünün eğlenceli bir göstergesidir.

Chaplin’in filmlerinde ses kullanılmaya başlandıktan sonra bile uzun süre sessiz sinemaya sadık kalması, onun sanata ve kendi tarzına olan tutkusunu gösterir. 1940’ta yaptığı “Büyük Diktatör” filmi, Hitler’e açıkça meydan okuyan ilk Hollywood yapımlarından biriydi ve Chaplin, bu filmiyle sadece komedi değil, cesur bir toplumsal eleştiri de sundu. Dönemin politik atmosferinde bu oldukça riskli bir hareketti. Charlie Chaplin’in etkisi yalnızca sinemada değil, popüler kültürde de hâlâ hissediliyor; günümüzde bile yeni nesiller Chaplin’in filmlerini izlerken hem güler hem de düşünür.