Depersonalizasyon sendromu, kişinin kendisinden kopuk hissetmesiyle karakterize edilen bir ayrışma bozukluğudur. Kişi, kendi düşüncelerini, bedenini veya eylemlerini dışarıdan bir gözlemci gibi izliyormuş gibi hissedebilir. Bu durum, kişinin bir rüyada yaşıyormuş gibi hissetmesine veya çevresindeki dünyanın gerçek olmadığını düşünmesine neden olabilir.

Bu bozukluk geçici olabileceği gibi kalıcı da olabilir ve genellikle stres, kaygı, travma veya madde kullanımı ile tetiklenir. Tehlikeli olmamakla birlikte, depersonalizasyon günlük işlevleri ve kişisel ilişkileri etkileyerek yaşam kalitesini bozabilir.

Depersonalizasyon sendromunun tedavisi genellikle bilişsel davranışçı terapiyi içerir. Bu terapi, kişilerin deneyimleriyle yeniden bağlantı kurmalarına ve kaygı semptomlarını azaltmalarına yardımcı olur. Bazı durumlarda, altta yatan kaygı veya depresyonu tedavi etmek için ilaçlar da faydalı olabilir. Bu bozuklukla karşılaşanlar için arkadaş ve aile desteği de çok önemlidir.