Frida Kahlo’nun kendine özgü tarzı ve etkileyici portreleri, aslında yaşadığı dönemde sanat dünyasında devrim niteliğindeydi. Meksika’nın bu ikonik sanatçısı, yalnızca resimleriyle değil, aynı zamanda çalkantılı yaşam öyküsüyle de dikkat çekiyor. Frida, geçirdiği ağır bir trafik kazası sonrası uzun süre yatağa bağlı kalmak zorunda kalmıştı ve bu süreçte resim yapmaya başlamıştı. Fakat az bilinen bir gerçek şu ki, Frida Kahlo’nun tablolarının yüzde otuzundan fazlası otoportredir; çünkü ona göre en iyi bildiği kişi kendisiydi.

Renkli kıyafetleri ve belirgin kaşlarıyla tanınan Frida, geleneksel Meksika kültürünü eserlerinde ustalıkla yansıttı. Frida Kahlo’nun evinin adı “Mavi Ev”dir ve şu anda müze olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, Frida Kahlo, Diego Rivera ile yaşadığı çalkantılı aşkıyla da magazin dünyasında sıkça konuşulmuştu. İlginç olan şu ki, Frida’nın sanat kariyeri yaşarken kendi ülkesinde fazla ilgi görmemiş, ancak ölümünden sonra tüm dünyada bir ikon haline gelmiştir. Günümüzde ise, onun hayatı ve sanatı, feminist hareketlerin ve özgünlüğün simgesi olarak kabul ediliyor.